Emzirme, anne ile bebek arasında kurulan ilk yakın ve derin temastır.
Doğum sonrası dönemde emzirme konusunda çoğu zaman bebeğin ihtiyaçları ve iyiliği odak noktası olurken, annenin duygusal ihtiyaçları ve ruhsal iyiliği göz ardı edilebilmektedir.
Oysa doğum sonrası yeni anne olan bir kadın, bir yandan bebeğini nasıl besleyeceğini, bakacağını öğrenmeye çalışırken aynı zamanda, hayatının duygusal açıdan yepyeni ve kimi yönleriyle en karmaşık geçiş dönemlerinden birini sessizce atlatmaya çalışır.
Anneliğe geçiş aslında ruhsal olarak bir uyum sürecidir. Anne aynı anda mutluluk ve gurur, kaygı, şaşkınlık ve özerklik kaybı hissedebilir. Bu çelişkili duygular anneliğe geçiş ve uyum döneminde olağandır.
Genellikle bebeğin nasıl emzirileceği, bebeğin sağlıklı beslenmesi için gerekenler, vb. uzun uzun konuşulurken, yeni anne olmuş bir kadının yaşadığı duygusal ve fiziksel karmaşa üzerinde yeterince durulmaz.
Oysa, emzirme ve anne ruh sağlığı aslında hiçbir zaman birbirinden ayrı iki konu değildir. Doğum sonrası dönemde her iki soru da aynı hassasiyetle sorulmalıdır: Bebeğin beslenmesi nasıl ve anne kendini nasıl hissediyor?
Anneler, özellikle emzirme ağrı, sütün yetmemesi, bebeğin emmemesi gibi çeşitli nedenlerle emzirme sorunları yaşadığında suçluluk ve yetersizlik hissedebilmektedir.
Annenin “İyi anne mutlaka bebeğini emzirir” , “emzirememek bebekle sağlıklı bağ kurmayı bozar” gibi katı inançları varsa ve/veya çevrenin bu yönde baskısı varsa, emzirme sorunları annenin kendini suçlu hissetmesine yol açar. Bebeğime iyi bakamıyorum, bağ kuramıyorum” gibi düşünceler kaygı, yeretsizlik, suçluluk gibi duygular yaratır.
Oysa emzirme sorunları annelikteki yeterlilikle ilgili değildir. Bebekle bağ kurmanın ve bebeğe iyi bakım vermenin pek çok yolu vardır ve sadece emzirme gibi tek bir faktöre bağlı değildir.
Anneye bu yönde bir yaklaşımla destek olmak , emzirme sorunu çözülemiyorsa esnek seçeneklerle bilgi ve rehberlik edilerek, anneye kendini suçlu ve yetersiz hissettirecek ifadelerden ve tutumlardan uzak durulmalıdır.
Emzirme konusunda annelerin en çok zorlandığı konulardan biri de emzirmeyi bırakmadır. Emzirmenin ne kadar süreceği, ne zaman bırakılacağı, nasıl bırakılacağı konularında herkes için geçerli standart bir süre veya yöntem yoktur. Karar anne ve bebeğin ihtiyaçlarına, kişisel özelliklerine göre çocuk doktoruyla birlikte verilmelidir.
Emzirmeyi bırakma tamamen doğal akışında sorunsuz ilerliyor bile olsa, annelerde üzüntü, boşluk ve suçluluk duygularına yol açabilir.
Emzirmeyi keserken annede duygusal dalgalanmalar olması, psikolojik olduğu kadar hormonal değişikliklerle de ilgilidir. Emzirme kesilince prolaktin hormonu düşer , oksitosin normale döner, östrojen artar. Bu hormonların hepsi duyguduruma etkili olduğundan belli düzeyde duygusal dalgalanmalar olabilir.
Ancak doğum sonrası herhangi bir dönemde, sürekli huzursuzluk, ilgi kaybı, uyku sorunları, bebekten kopuk hissetme, aşırı tükenmişlik ve şiddetli kaygı ya da öfke gibi bulguların varsa, değersizlik düşünceleri, ölüm düşünceleri, bebeğe veya kendine zarar verme düşünceleri ya da bebeğe zarar verilmesinden aşırı korkma gibi durumlar ortaya çıkarsa, bu durum doğum sonrası depresyon gibi ciddi bir psikiyatrik bozukluğun göstergesi olabileceğinden acilen ve gecikmeden profesyonel destek alınmalıdır.
Anneler, emzirmenin kesilmesinin bebeğin temel ihtiyaçlarını artık anneye bağlı olmadan karşılayabildiği, daha bağımsız ve özerk bir hayata geçişin ilk ve en önemli adımlarından biri olduğunu akılda tutmalıdır.
Emzirmeyi bebeğinin büyüyüp gelişerek her geçen gün daha da bağımsızlaştığı büyük bir resmin içinde gören bir bakış açısı, annenin emzirmeyi bırakırken yaşayabileceği duygusal zorlanmayla baş etmesine yardım edecektir. Dahası emzirmeyi kesme, sadace bebeğin değil annenin de daha bağımsız hissetmesini sağlar.
Emzirmeyi kesme konusunda, “Daha ne kadar emzireceksin?” ya da “Neden bırakıyorsun?” gibi yorumlar ve müdahaleler annede yetersizlik, suçluluk ve kaygı gibi olumsuz duygular yaratarak annenin ruh halini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle yakın çevresi, annenin ihtiyaçlarını merkeze almalı ve müdahaleci tutumlardan kaçınılmalıdır.
Yeni anneye “Kendini nasıl hissediyorsun?” diye sormak, onu dinlemek ve kendini ifade etmesini sağlamak gerekir. Anneyi utandıran veya suçlu hissettiren tutumlardan kaçınılmalıdır.
Annelere kişisel desteğin yanında, emzirmeyi desteklemek için, kadının evinden yaşadığı topluma, alışveriş yaptığı, çalıştığı veya sosyalleştiği yerlere kadar çevresindeki her ortamda emzirmeyi kolaylaştırıcı imkan ve ortamlar sağlamak toplum olarak herkesin paylaşması gereken toplumsal bir sorumluluktur.