Günlük hayatta en temel ihtiyacımız olan yemek yeme, aynı zamanda sosyal hayatta da hepimiz için vazgeçilmez bir “bir araya gelme” vesilesi.
Aslında hem en temel biyolojik ihtiyaçlarımızdan biri hem de en önemli sosyalleşme aracı olan yemek yeme; modern dünyada bir kilo alma, gıda seçme, kalori hesabı sorunu olarak türlü çeşit yönleriyle bir “dert ve yük”e dönüşmüş durumda. O bildik deyimle, “yediklerimiz bizi yiyor”. Bu durum bazen sağlıklı beslenme bilincinin çok ötesinde, “takıntılı” bir hal alabiliyor.
Günümüzde bu gerçek çok yaygın ve yakıcı bir şekilde ortadayken Yeme Bozuklukları Haftası’nda, yeme bozukluklarını aşırı tıbbileştirerek, bir semptom kümesine ve psikiyatrik bir teşhise indirgeyerek ele almak yetersiz kalacaktır. Bunun yerine yeme ve gıda alma ile ilgili diğer sorunlu davranışların tümünü; biyolojik, psikolojik, sosyal, kültürel ve politik çok katmanlı bir davranış yelpazesi olarak incelemek gerekir.
Biyolojik, Psikolojik, Sosyal ve Kültürel Boyutlarıyla Yeme Davranışları
Biyolojik-psikolojik-sosyal-kültürel-politik bütünsel bir açıdan baktığımızda; sorunlu yeme davranışları ve yeme bozuklukları, yemek yeme ve gıda alma ile psikososyal açıdan sağlıklı bir ilişki kuramamakla ve kendini olduğu haliyle kabul edilebilir olarak algılamamakla ilişkilidir.
Yemek yemekle sağlıklı bir ilişki kurabilmek ve kendini olduğu haliyle kabul edilir algılayabilmek, kişisel psikolojik unsurların yanı sıra, sosyal ve politik unsurlar tarafından inşa edilmiş zihinsel bir mimariyi iyi anlamamızı gerektirir.
Güzellik Standartları ve Zihinsel Mimari
Bu zihinsel mimarinin ana yapıtaşlarını; -özellikle kadınları- dört bir yandan sinsice sarmalayan katı güzellik standartları, gerçekçi olmayan beklentiler, fiziksel görüntünün çeşitliliğini reddederek güzellik kavramını standardize olmaya zorlayan güzellik anlayışı oluşturur. Bu zihinsel mimari; moda, kozmetik ve diyet endüstrilerinden oluşan güçlü bir endüstri ordusunun ve cinsiyet eşitsizliğinin attığı temelin üzerinde yükselen bir yapıdır.
Her an her yerde, ekranda, reklam panosunda, partnerimiz, yakınlarımız da dahil çevremizdeki herkesin gözlerinde ve sözlerinde, işyerinde, okulda, sosyal hayatta maruz kaldığımız ayrıştırıcı ve yargılayıcı güzellik standartları zihnimizde katı bir inanç yaratır: Kabul edilmek ve değer görmek istiyorsak, bu fiziksel görüntü şartnamesini tutturmak zorunda olduğumuz inancı. Bu şartları tutturamıyorsak; dışlanacağımız, kabul görmeyeceğimiz ve belki de küçük görüleceğimiz inancını inşa eden tehditkar bir ortam yaratır.
Sorunlu Yeme Davranışları Yelpazesi
Bu ortam, geniş bir yelpaze içinde çeşitli tür ve şiddette yeme davranışı sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Bu geniş yelpazede; sağlıklı ve doğal yiyeceklerle beslenmeye takıntılı olma halini ifade eden ortoreksiyadan, sürekli olarak yiyeceklerden kaçınılması veya beslenme kısıtlaması olan kaçıngan kısıtlayıcı gıda alımı bozukluğu veya tıkınma bozukluğuna kadar çok sayıda yeme ve gıda alımı ile ilgili davranış sorunları yer almaktadır. Bu yeme davranışı sorunları yelpazesinin en kötü ucu da anoreksiya ve bulimia gibi ciddi psikiyatrik bozukluklardır.
Sorunlu yeme davranışı yelpazesesinde yer alan bütün bu sorunları sadece tıbbi bir klinik durum olarak ele almamalıyız. Bunları aynı zamanda; özellikle kadınlar olmak üzere insanları zayıflık ve mükemmelliğin çekicilik, başarı ve kabul görme ile eşdeğer olarak sunulduğu yüksek standartlı beklentilere yetişmeye zorlayan, fiziksel görüntünün çeşitliliğini neredeyse aşağılayıcı bir tutumla reddeden, şefkatsiz ve ayrıştırıcı bir sosyal ortamın neden olduğu ruhsal zorlanma tepkileri olarak da değerlendirmeliyiz. Nitekim güzellik standartlarına yetişememenin bedeli; dışlanmak, kabul görmemek ve açık veya örtük bir şekilde küçümsenmek gibi ciddi sosyal kayıplarsa, bir tepki olarak yeme davranışının bozulması şaşırtıcı olmayacaktır.
Cinsiyet Eşitsizliği ve Yeme Bozuklukları
Sorunlu yeme davranışlarını anlamak için, cinsiyet eşitsizliğinin yeme bozukluklarının ve sorunlu yeme davranışlarının politik boyutunun merkezinde yer aldığını dikkate almalıyız. Kadınlar, kabul görebilmek için şart koşulan katı ve tek tip güzellik standartlarına uymalarını talep eden toplumsal baskılara erkeklerden bariz şekilde daha fazla ve daha şiddetli maruz bırakılırlar ve kabul görmek için kendilerinin önemli bir parçasını feda etmek zorunda kalırlar. Yeme bozukluklarının ve sorunlu yeme davranışlarının cinsiyet eşitsizliği arasındaki bu bağlantı, bu sorunların özellikle kadınlar arasında neden bu kadar yaygın olduğunu açıklamak için önemli bir ipucudur.
Kaynakça
-
Allison S, Warin M, Bastiampillai T, Looi JCL. Sociocultural influences on interventions for anorexia nervosa. Lancet Psychiatry. 2021 May;8(5):362-363.
-
Fransens J. The Hidden Layers: Acknowledging the Political Dimension of Eating Disorders. Thesis: Campus Fryslân, University of Groningen, Leeuwarden, The Netherlands, 2023.
-
Aloi M, Rania M, Lo Coco G, Carcione A, Castellini G, Waldherr K, Segura-Garcia C. Editorial: Psychosocial risk factors in the development, maintenance and treatment outcome of eating disorders. Front Psychol. 2024 Sep 12;15:1486941.
-
Li Y. State, food, and me: an autoethnographic reflection on the sociocultural dimensions of Chinese women’s eating disorders. J Eat Disord. 2025 Dec 13;14(1):23.
