Gelin bu defa Anneler Günü’nü kutlama tarzımızı biraz değiştirip, annelikle ilgili bildik ezberleri ve mitleri tekrar ederek ve alışveriş yaparak değil; Anneler Günü’nü gerçekçi değerlendirmelerle, anneleri ve anneliği anlamaya çalışarak kutlayalım. Annelik, bir kadının hayatına derin ve zengin duygusal ödüller ve kazanımlar getiren bir deneyimdir. Anne olmak, kadının hayatına aynı zamanda hem bedensel hem de ruhsal olarak tamamen yeni bir hayata uyum sağlamasını gerektiren birçok zor beklenti de getirir.
Bedensel zorluklar ve beklentiler hamilelikte başlar. Bedendeki fiziksel değişimlerin yarattığı güçlükler vardır. Tuvalete çıkma, uyku, iştah gibi temel ihtiyaçlara ait değişimlerden tutun da, genel “güzellik” algısına ters bedensel değişimleri kabul etme ve baş etme, uykusuzluk, yorgunluk başlıca bedensel zorluklar ve değişimlerdir. Ruhsal süreçte değişen biyolojinin etkisiyle ortaya çıkan duygudurum dalgalanmaları, bebeğe bağlanma sırasında yaşanan ruhsal değişim ve duygusal etkileri; aynı zamanda farkındalıkla veya otomatik tetiklenen kendi çocukluğunun anne deneyimleri, anıları ve bunların yarattığı duygusal etki ile oluşan ruh hali kadını ruhsal olarak da yeniden yapılanmaya zorlar. Bu sırada çoğu zaman çevredeki insanlar, kadında annelikle gelen doğal bir “süper güç” olduğu mitine inanmaktadır. Yaşanan değişim ve zorluklar konusunda anlaşılmak çoğu zaman imkansızdır. Böylece annelik, kadının hayatında hem derin bir dönüşümle zengin bir doyum, mutluluk, kendini gerçekleştirme ödülleri sunan ama aynı zamanda kadını dönüşüm sürecinde zorlayan bir serüvendir. En önemlisi de her kadın bunu kendi biricik ruhsal hikayesinin içinde, içsel kaynakları ve ruhsal fay hatları arasındaki kritik dengeyi koruyan mevcut imkanlarıyla yapar.
Böylece başlayan anneliğe geçiş serüveni; çocuğun da büyümesi ve ruhsal gelişmesiyle beraber iki bireyin çok özel bir konumda (anne-çocuk) karşılıklı etkileşen insan ilişkileriyle dinamik, değişken ama hep ödüllerle, kazanımlarla, zorluklar ve yüklerin oluşturduğu bir denge denkleminde yaşam boyu sürer gider.
Annelikle ilgili mevzular hem çocuğun hem annenin yaşamında hikayenin akışını belirleyen baş faktördür. Anneler Günü bu serüveni anlamaya vesile olsun.
Anneler Günü ile ilgili bir diğer farklı bakış açısı gerektiren konu da, mutlu annelik hikayelerini kutlamak kadar, acı ve zorlu annelik hikayelerini de ihmal etmemek ve incitmemek konusunda duyarlı olmaktır: Annesiz çocuklar, çocuksuz anneler, annelik dayatması nedeniyle zihninde eksiklik duygusu yaratılan kadınlar, çocukları zulme uğrayan acı içindeki anneler, haksız yere hapiste olan masum gençlerin anneleri, yol ortasında gündelik hale gelmesine izin verilen şiddet tarafından katledilen gencin annesi, örtbas edilmeye çalışılan cinayette ve yangında kaybettiğimiz evlatlar ve anneler, kadına yönelik şiddete kızlarını kurban vermiş anneler, Gazze’de, Ukrayna’da zulmün ve savaşın acı çektirdiği anneler ve daha nicelerinin mutlu hikayelerini de anlatalım, analım.
