Doç. Dr. M. Sıla Yazar

  • Psiko-deyim
  • Sıla Yazar Instagram
  • Anasayfa
  • Hakkımda
    • Özgeçmiş
    • Bilimsel Etkinlikler
    • Kliniğimiz
  • Psikiyatride Kullanılan Tedavi Yöntemleri
  • Psikiyatrik Bozukluklar
  • Blog
    • Psikiyatristin Terapi Notları
    • Psikiyatrist Gözünden
    • Psiko-deyim
  • Bize ulaşın
  • Anasayfa
  • Psikiyatri ve Psikoterapi
  • Blog
  • Psikiyatrist Gözünden
  • Sosyal Medyadan Tetiklenmeyi Yönetmek: Kişisel Dijital Sınırlar ve Farkındalık

Sosyal Medyadan Tetiklenmeyi Yönetmek: Kişisel Dijital Sınırlar ve Farkındalık

0
18 Ocak 2026 Pazar / Kategori Psikiyatrist Gözünden, Dijital Dünya ve Ruh Sağlığı

Sosyal Medyadan Tetiklenmeyi Yönetmek: Kişisel Dijital Sınırlar ve Farkındalık

Sosyal Medyadan Tetiklenmeyi Yönetmek: Kişisel Dijital Sınırlar ve Farkındalık

Teknoloji çağında ruh sağlığını tartışırken dijital dünyanın ruh sağlığına ve ruhsal refaha etkisi artık değerlendirmeye alınması gereken faktörlerin en başta gelenlerinden biri haline geldi. Çünkü günümüzde dijital platformlar, bireyin dış dünyayla ilişki kurma biçimine yapısal bir yenilik getirdi ve bildiğimiz dış dünyayla ilişki kurma kalıplarını kökten değiştirdi. Bu durum beraberinde kimi zaman bugüne kadar bildiklerimizden tümüyle farklı, çoğu zaman da oldukça çeşitli, karmaşık ve katmanlı zihinsel deneyimleri getiriyor. Bu zihinsel deneyimler, ruhsal iyiliği, refahı ve bazen de ruh sağlığını doğrudan etkiliyor.

Ruh sağlığı profesyonelleri, dijital dünyanın ruh sağlığına etkisini ele alırken çocukların ve gençlerin ruh sağlığına etkisine öncelik veriyor. Kuşkusuz bu çok doğru bir önceliklendirme. Bununla beraber dijital dünyayla etkileşimin, her yaştan insanın ruh sağlığının ve ruhsal iyiliğinin kendi yaş grubunun özelliklerine göre incelenmesi gerektiği de su götürmez bir gerçek.

Bu nedenle “Dijital Dünya ve Ruh Sağlığı” adı altında açık uçlu bir dosya açarak, çeşitli yönleriyle bu konunun irdelenmesinin çok gerekli ve yararlı olduğu görüşündeyim.

Bu dosyada ilk olarak, her yaştan insanın en sık karşılaştığı dijital platformların başında gelen sosyal medya ve sosyal medya içeriklerinin ruhsal etkilerini ele almak isterim.

Sosyal medya akışlarında karşılaşılan içeriklerin, yarattığı zihinsel etkileri “iyi veya kötü” gibi indirgeyici bir yaklaşımla değerlendirmek yeterli ve gerçekçi olmayacaktır. Günümüzde zihnimizin dış dünya ile etkileşiminde önemli bir alan haline gelen sosyal medyanın etkileri bundan çok daha fazlasıdır ve çok boyutludur.

Sosyal medyada kimi içerikler, bireyin geçmiş yaşantılarının yarattığı olumsuz ruhsal yükler, güncel olarak mevcut ruhsal hassasiyetler gibi ruhsal açıdan kritik noktaları harekete geçirerek zihinsel bir etkileşim yaratabilir. Bu durumda kişiye özgü psikolojik ve zihinsel özelliklere bağlı olarak, yetersizlik, suçluluk, öfke, hayalkırıklığı, umutsuzluk gibi duyguları tetikleyebilir.

Bunun en yaygın örneklerinden biri yetersizlik duygusudur. Sosyal medyanın yarattığı “sanal gerçekliği”, kendi düşüncelerimize göre sahip olduğumuz “gerçeklik” ile kıyaslarız. Sosyal medyanın (aslında dijital dünyanın) doğası gereği, beynimizin algıladığı veriler aslında sanal bir gerçekliktir. Mesela, çok mutlu, aşk dolu bir romantik ilişki sahnesi, kurgulanmış olabilir, sanal içerik üretirken bu mümkündür veya kurgulanmamışsa bile o romantik ilişkinin sadece bir kesitini, bir sahnesini ortaya koyan haliyle “parçalı bir gerçeklik”tir. Buna rağmen zihnimiz bu kurgusal veya parçalı gerçekliği algılar, bu bilgiyi işler.

Sosyal medya içeriğindeki mutlu romantik ilişki içeriği, örneğin partnerinden yeni ayrılmış veya geçmiş bir romantik ilişkinin çözülmemiş ruhsal yükünü taşıyan biri için tetikleyici olabilir. Kişi kendini yetersizlik, hayal kırıklığı, hüzün, öfke gibi duygu veya duygu kokteyllerinden oluşan bir sarmalda bulabilir.

Eğer bu ve benzeri durumlar, kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumu veya iş, özel veya sosyal yaşamı açısından kırılgan ve hassas olduğu bir dönemde ise dikkatini bu tür içeriklere aşırı yoğunlaştırmasına, bunu izleyerek de demoralize-depresif veya aşırı kaygılı, huzursuz bir ruh haline girmesine yol açabilir. Yapısal veya geçici/dönemsel biyolojik, psikolojik ve sosyal zemin hazırlayıcı durumların varlığında ise bu süreç klinik depresyon veya anksiyete gibi ruhsal sorunlara uzanan şekilde süreklileşebilir.

Ruhsal sorunlar yaratacak zemin hazırlayıcı faktörlerin yoksa bile, bu tetiklenmeler uzun süreli ve şiddetli zihinsel sarmallar yarattığında ruhsal iyiliği, refahı ve ruhsal yaşam kalitesini olumsuz etkileme riski söz konusudur. Eğer, tetiklenen içerik ve yarattığı olumsuz duygularda dikkatimiz takılıyor ve odağımız burada sabitleniyorsa ve gündelik akışımızla bağlantımızı koparıyor veya olumsuz etkiliyorsa ruhsal iyilikte bozulma var demektir.

Bu gibi sosyal medya içeriklerinden tetiklenme durumlarını yönetmek için, ilk olarak farkındalık çok önemlidir. Tetiklendiğimizi yaşantımıza gözlemci bir konuma geçip fark etmek, kendimize durumun akılcı bir açıklamasını yapmak yardımcı olabilir.

Örneğin: “Bu karşılaştığım içerik beni huzursuz etti/kızdırdı/gerdi/modumu düşürdü, çünkü ben bu içerikten tetiklendim. Bu içerik benim iç dünyam, zihnim için zorlayıcı olan bir şeyleri harekete geçirdiği için böyle hissettim” gibi açıklamalar o anda içine düştüğümüz duygu sarmalını anlamaya ve yönetmeye yardım edebilir. Bunun yanında, karşılaştığımız içeriği de akılcı değerlendirmek önemlidir. Dijital dünyanın ya kurgu ya da gerçeğin tam kendisini değil, sadece bir parçasını gösterdiğini kendimize hatırlatmak da sosyal medyada karşılaştığımız içeriği gerçekçi değerlendirmemizi sağlayarak sarmaldan çıkmaya yardım edebilir.

Bununla birlikte, sosyal medya içeriklerinin ruhsal etkisi her zaman yukarıda değindiğim olumsuz ruhsal tetiklenmeler yaratmaktan ibaret değildir. Bazı durumlarda ise, bireyi pozitif bir yönde harekete geçirme kapasitesi taşır. Örneğin umut verici veya yol gösterici bir anlatı, estetik bir içeriğin sağladığı olumlu ve ilham verici duygular, dayanma ve direnme gücü veren bir dayanışma örneği içeren içerikler kişide umut, güven, motivasyon, yaratıcılık, diğerkamlık, dayanışma/yardım etme, harekete geçme arzusunu “tetikleyerek” yapıcı bir içsel devinim başlatabilir. Böylece sosyal medya içeriği, kişinin örneğin, ertelediği veya kaçındığı bir kendini gerçekleştirme hedefi için harekete geçme, kendisinde umutsuzluk ve çaresizlik hissettiren bir durum için dayanışma ile baş etmenin verdiği güven, bir zor durumu ile ilgili yalnız olmadığını fark ettiren bir anlaşılmışlık duygusu gibi olumlu ruhsal deneyimleri harekete geçirebilir.

O halde diyebiliriz ki, sosyal medyanın yapısı gereği sunduğu zengin içerik çeşitliliğinin ruh sağlığı üzerindeki etkileri tek boyutlu olmaktan çok, karşılıklı ve dinamik ve çok boyutlu bir etkileşimdir.

Bireyin kendi dijital sınırlarının ve özelliklerinin farkında olması, hangi tür içeriklerin kendisinde ne tür bir ruhsal etki uyandırdığını tespit etmesi, bu temelde sosyal medya kullanımını yönetmek için kişisel bir politika geliştirmesi yararlı olacaktır.

Dijital dünya ile, farkındalıkla doğru bir süzgeçten geçirilerek ilişki kurulduğunda, olumsuz tetiklenmeleri yönetmek ve kişinin kendini tanıma, anlama, kendini gerçekleştirme ve ruhsal büyüme süreçlerine katkı sağlaması mümkün hale gelebilir.

KAYNAKLAR

  • Torous J, Linardon J, Goldberg SB, Sun S, Bell I, Nicholas J, Hassan L, Hua Y, Milton A, Firth J. The evolving field of digital mental health: current evidence and implementation issues for smartphone apps, generative artificial intelligence, and virtual reality. World Psychiatry. 2025 Jun;24(2):156-174.
  • Bridgland VME, Moeck EK, Takarangi MKT. “I’m always curious”: Tracking young adults exposure and responses to social media trigger warnings in daily life. J Behav Ther Exp Psychiatry. 2025 Dec;89:102040.
  • Zhan H, Sosea T, Caragea C, Li JJ. Why Do You Feel This Way? Summarizing Triggers of Emotions in Social Media Posts. Conference: Proceedings of the 2022 Conference on -Empirical Methods in Natural Language Processing, January 2022. DOI: 10.18653/v1/2022.emnlp-main.642
  • Braghieri L, Levy R, Makarin A. Social Media and Mental Health. American Economic Review 2022, 112(11): 3660–3693.
  • Vannucci A, Flannery KM, Ohannessian CM. Social media use and anxiety in emerging adults. J Affect Disord. 2017 Jan 1;207:163-166. doi: 10.1016/j.jad.2016.08.040. Epub 2016 Oct 3. PMID: 27723539.
  • https://www.unicef.org/innocenti/reports/childhood-digital-world
  • https://www.who.int/europe/news/item/25-09-2024-teens–screens-and-mental-health

Konuyla ilgili sosyal medya paylaşımı için lütfen tıklayın.

  • Tweet

Diğer yazılar

evlilik
Evlilik
Travmanın gölgesi
Travmanın gölgesi: Çocuklukta yaşanan cinsel istismar
çocukların cezalandırılması
Ebeveynlik ve çocukların cezalandırılması

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bize Ulaşın

Telefon / Whatsapp

 +90 (541) 334 3484

Email

info@silayazarpsikiyatripsikoterapi.com

Adres

Harbiye Mah. Valikonağı Cad.
Marmara Apt. No:16 Kat:1 D:2
34367 Nişantaşı – Şişli / İstanbul

Google Haritalarda açın.

Saatler
Pazartesi–Cuma: 9:00–18:00

Yeni Eklenenler

  • şiddet

    Şiddet

    Bir gencimizi daha şiddete kurban verdik. Duygu...
  • gelen yılın yol rehberi

    Geçen yılı nasıl gelen yılın yol rehberine dönüştürebiliriz?

    Yeni yıl, hayat süremizi sınırlayan bir “zaman”...
  • beden duyumlarına aşırı hassasiyet

    Beden duyumlarına aşırı hassasiyet nedir?

    Zihnimiz dış dünyayı algıladığı, oradan gelen u...
  • Kral Kaybederse

    Kral Kaybederse

    “Kral Kaybederse”’nin ardından birkaç kelam. Kr...
  • aşırı düşünme

    Aşırı Düşünme

    Kendinizi sık sık kafanızda bir konuyu defalarc...

En Çok Okunanlar

DOÇ. DR. M. SILA YAZAR

Psikiyatrist Psikoterapist

İLETİŞİM

 +90 (544) 464 15 17

Email: info@silayazarpsikiyatripsikoterapi.com

Harbiye Mah. Valikonağı Cad.
Marmara Apt. No:16 Kat:1 D:2
34367 Nişantaşı – Şişli / İstanbul

 Google Haritalarda Açın

  • GET SOCIAL

Doç. Dr. M. Sıla Yazar 2026 © Tüm hakları saklıdır.
Tasarım Uygulama SyberiumTechs

YUKARI