Anneliğe Geçiş Kadın İçin Doğal, Doyum Ve Kazanımlarla Dolu Olduğu Kadar Ruhsal Zorlanma Ve Yük Getiren Bir Ruhsal Deneyimdir. Doğum yapmak doğal olsa da, anne olmak bir kadın için ruhsal bakımdan bir çok açıdan doğal olmayan, tamamen yeni ve uyum sağlanması gereken bir deneyimdir. Kadınlar anne olmaktan mutlu olsalar ve doyum yaşasalar da, anne olduklarında
Son yıllarda ülkemizden eğitim görmek için yurt dışına giden öğrencilerin sayısında önceki yıllara göre belirgin bir artış var. Bu bir çeşit “zorunlu göç” aslında. Kendi ülkelerinde hem eğitim hem yaşam kalitesi açısından her yönüyle artan adaletsizlik ortamı içinde hak ettiklerini elde etme umudunu kaybeden ve kalırsa kendini gerçekleştirmesinin önünde çeşitli nedenlerle açık engeller olacağını öngören
Neden psikoloji her şey için anneleri suçlar? Psikoloji kuramlarının çoğunun, çocuğun ruhsal gelişiminde diğer bütün faktörleri göz ardı ederek, annenin ruhsal yapısı ve annelik tutumları üzerinden basit bir neden-sonuç ilişkisi içinde anneyi günah keçisi ilan eden hakkaniyetsiz bir yaklaşımı mı var? Psikoloji kuramlarının anne çocuk ilişkisini, annenin çocuğun ruhsal gelişimindeki rolünü, kadının insani deneyimini de
Amerikan Psikoloji Birliği’nin “Psychology of Men & Masculinities (Erkek ve erkeklik psikolojisi)” adlı çevrim içi akademik platformunda yayınlanan bir çalışmada yer alan bir kavram, son günlerde gündemde. Bu kavram “Erkek dadılığı (mankeeping)”. Bu kavramı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın ve erkeğin ruhsal iyiliğine ve yaşam kalitesine olan etkilerini bilimsel bir yaklaşımla ortaya koyması bakımından çok değerli
Düşüncelerimizden ayrışmak, düşüncelerimize körü körüne inanmamak, çevreye verdiğimiz tepkileri otomatik olmaktan çıkarır. Düşüncelerimize inanmak yerine, akılcı ve gerçekçi olup olmadıklarına göre değerlendirmeyi öğrenmek bize vereceğimiz tepkiyi düzenleyebileceğimiz bir imkan sağlar. Örneğin bir çatışma durumunda aklımıza gelen “beni önemsemiyor, beni üzüyor” gibi kişiselleştiren düşüncelere inanmak, öfke, hayal kırıklığı, değersizlik gibi duyguları harekete geçirebilir. Öfke ve hayal
Stanford Üniversitesi tarafından, yapay zekanın ruh sağlığı alanında kullanılmasının tehlikelerine dikkat çeken bir araştırma yayınlandı. Son zamanlarda klinik pratiğimde giderek artan sayıda danışanımın ruhsal sorunlar, romantik ilişkiler, iş sorunları, insan ilişkileri gibi konularda yaşadıkları olumsuz olayların yarattığı ruhsal zorlanma ve çözüm yollarıyla ilgili yapay zekaya “danıştıklarına”, yapay zekadan psikolojik yardım almaya yöneldiklerine tanık oluyorum. Özellikle
Çocuklar sıklıkla, çocuk gibi davranan yetişkinler tarafından, çocuk gibi davrandıkları için cezalandırılırlar. Büyümek için hala ne kadar yolumuz olduğunu bize gösteren hiçbir şey, ebeveynlik kadar etkili değildir. Çocuklardan duygusal denetim bekleriz — ama biz bağırır, utandırır ve kapıları çarparız. Olgunluk talep ederiz — ama biz tepki gösteririz. İşbirliği isteriz — ama bağ kurmaya fırsat vermeden
Çocukların ekranda çok fazla zaman geçirmesi günümüzde ailelerin başa çıkmakta en çok zorlandığı sorunlarından biri. Dijital çağda ebeveynlik yaparken en başta gelen zorluklardan biri çocukların ekran kullanmasını düzenlemektir tespiti hiç de yanlış olmaz. Bu konuda kendi klinik pratiğimdeki bakış açımı ve terapötik yaklaşımımı destekleyen çok önemli bir bilimsel çalışma makalesiyle karşılaşmak beni çok heyecanlandırdı, yüreklendirdi
“Yapay zekadaki hızlı gelişmelere baktığımda, şu anda bilinçli yeni bir tür yaratma sürecinde olduğumuza dair kişisel bir inanca vardım.” Steven C. Hayes, PhD Günümüzde Bilişsel Davranışçı Psikoterapilerin en önemli ve etkili dallarından biri olan “Kabul Kararlılık Terapileri” nin dünyadaki öncü isimlerinde olan Steven Hayes’in yapay zeka ile ilgili bu değerlendirmesi bana çok etkileyici geldi. Bir
Şizofreni, halen toplumda en çok yanlış anlaşılan ve damgalanan ruhsal hastalıklardan biridir. 24 Mayıs Dünya Şizofreni Farkındalık Günü bize bu hastalıkla mücadele eden bireylerin seslerine kulak vermek, onları yanlış bilgilere dayalı klişe inançlarla yargılamadan anlamanın önemini vurgulamak için bir fırsat sunuyor. Şizofreni, bireyin duygu, düşünce ve algısını, davranışlarını ve bilişsel işlevlerini etkileyen bir beyin hastalığıdır.








