Psikosomatik durumlarda, kişinin bir bedensel şikayete (örneğin baş dönmesi, karın, eklem, kas vb. ağrısı sorunları, kulak çınlaması, güçsüzlük, sersemlik, sisli zihin vb.) anormal, orantısız ve uyumsuz düşünce, duygu ve davranışlarla verdiği psikolojik bir reaksiyon söz konusudur. Psikiyatride bu durumlar, sürekli devam ediyorsa ve kişinin iş, özel ve sosyal hayatında ciddi düzeyde bozulmaya neden oluyorsa “Somatik (Bedensel) Şikayetlerle (Semptomlarla) İlişkili Bozukluklar” olarak adlandırılır.
Bu psikiyatrik sorunların hepsinin ortak özelliği, kişinin baş ağrısı, bel ağrısı, karın ağrısı, yaygın vücut ağrıları gibi ağrıların veya mide bulantısı, baş dönmesi, kuvvetsizlik gibi çeşitli bedensel şikayetlerinin olması ve bu bedensel şikayetlere belirgin bir psikolojik zorlanma ve ruhsal sağlıkta bozulmanın eşlik etmesidir.
Bu bozukluklarda, yapılan bütün tıbbi muayene, tetkik ve incelemelerde kişinin yaşadığı bedensel şikayeti açıklayacak patolojik bir bulgu saptanamaz veya saptanan patolojik bulgular varsa bile kişinin şikayetini açıklayacak düzeyde değildir.
Bu durum, çoğu zaman bu bozukluğu yaşayan kişilerin, gerekenden çok daha fazla tıbbi başvuru, tetkik ve çeşitli incelemeler yaptırmasına yol açar. Psikosomatik bozukluklar yaşayan kişiler eğer zamanında fark edilerek psikiyatrik yardıma ulaşamazsa, bu sorun kişilerin maddi ve manevi olarak ciddi kayıplar yaşamasıyla sonuçlanır. Bu kişiler ellerinde devasa tetkik sonuçlarıyla ve çoğu zaman başvurdukları doktorun var olan tıbbi sorunlarını teşhis edemediği veya tedavi edemediği inancıyla doktor doktor dolaşırlar ama bir türlü tam olarak bedensel şikayetlerini açıklayacak bir sonuca ulaşılamaz.
Bu durum hem kişisel hem de sağlık sistemlerine ekonomik kayıplar yarattığı gibi, bu psikiyatrik sorunu yaşayan kişinin iş ve özel hayatında ve kişilerarası ilişkilerinde ciddi kayıplar yaşamasına, dahası tıbbi olarak bir açıklama ve çözüme ulaşamadıkça zaman içinde umutsuzluk, çaresizlik ve depresif bir ruh haline yol açar.
Bedensel Belirtilerle İlişkili Psikiyatrik Sorunlar “Hastalık Taklidi Yapma” veya “Hastalığı Kafaya Takma” Durumu Değildir
Bedensel belirtilerle ilişkili psikiyatrik sorunlar bir hastalık taklidi yapma ya da hastalığı kafaya takma durumu değildir. Bu kişiler kimi zaman çevresi ve hatta kimi zaman da sağlık profesyonelleri tarafından “her şey kafanın içinde”, “bu şikayetleri kendin üretiyorsun”, “hastalık hastasısın” gibi yargılayıcı değerlendirmelere maruz kalabilirler. Psikiyatri dışındaki tıp dallarından olan doktorlar kanıtlanan fiziksel hastalıklara gösterdikleri özeni ve saygıyı bu kişilere yeterince göstermeyebilirler.
Çoğu zaman bu tarz bir tanı almak, kişide doktor tarafından bir çeşit pejoratif (küçümseyici) bir yaklaşıma maruz kaldığı düşüncesini uyandırır ve kendisini anlaşılmamış, tıbbi sorunu ciddiye alınmamış olarak değerlendirir. Bu tür değerlendirmeler, özellikle doktor tarafından yaşadığı sorunun doğası iyi açıklanmamış ve “tıbbi bir sorununuz yok” veya “kafanıza takmayın” gibi ifadelerle yaklaşılması durumunda daha da fazla olabilir.
Oysa bu durum da bir ruhsal sağlık sorunudur ve kişinin en kısa sürede ilgili tıp branşına, yani psikiyatriye ulaşması sağlanmalıdır. Kimi zaman bu psikiyatrik sorunu yaşayan kişiler, psikiyatriste yönlendirmeyi tıbbi olarak yeterli anlaşılamama, teşhis konamama ve bir çeşit damgalanma olarak değerlendirmekte ve psikiyatrik yardıma başvurmakta direnç gösterebilmektedirler. Bu durumlarda hem başvuran doktorlar hem de kişinin çevresindeki kişiler yargılayıcı bir yaklaşımdan uzak durarak, kimi zaman kişinin ruhsal zorluğunu bedensel ifade edebileceği veya ruhsal faktörlerin de bedensel durumları etkileyebileceği gibi açıklamalarla, kişilerin kendi durumlarını daha gerçekçi değerlendirilmelerine yardımcı ve yol gösterici olmalıdırlar.
Unutulmamalıdır ki, bedensel şikayetleri konusunda kişinin yaşadığı durumun ne olduğu hakkında herhangi bir farkındalığı yoktur. Aşırı derecede bedensel şikayetiyle meşgul olduğu düşünceler, bunların yarattığı sağlığıyla ilgili ciddi bir kaygı ve bu kaygının sonucu olan işlevsel olmayan davranışların içinde ciddi bir ızdırap yaşamaktadır ve bu zihinsel duruma adeta hapsolmuştur.
Sağlık kaygısı ile en sık ortaya çıkan patolojik davranışlar; sürekli doktorlara gidip tetkik yaptırma, internette sürekli bedensel şikayetini araştırma, zarar vereceğini düşündüğü durumlardan kaçınıp hayatını kısıtlama gibi davranışlardır. Kişi bu nedenle iş veya eğitim hayatında üretken olamadığı ve kişiler arası ilişkilerini sağlıklı sürdüremediği kayıplara uğramasına yol açan bir ruhsal sorun yaşamaktadır.
Beden-Zihin Düalitesi Psikosomatik Bozuklukların Anlaşılması İçin Önemlidir
Bir nörolog, nöroanatomist ve fizyolog olan Freud, “histeri” kavramını tıbbın insan zihnine bakış açısında devrim yaratan bir yenilikçi yaklaşım olarak sunarken, psikolojik süreçlerin fizyolojik süreçler ile iç içeliği noktasını fark etmişti. Bu devrimci yaklaşım, dualistik beden-zihin ikileminin sorgulamasını başlatan bir kayma yarattı tespiti yanlış olmaz.
İzleyen yıllarda, nöroteknolojinin gelişiminin sunduğu olanaklarla beraber, özellikle histerinin günümüz modern tıbbındaki yaklaşık karşılığı olan “Konversiyon Bozukluğu” başta olmak üzere, bedensel belirtilerle ilişkili psikiyatrik durumların beden-zihin dualitesinin “ya bedensel ya zihinsel” veya “ya biyolojik/tıbbi ya psikolojik” keskin ayrımıyla anlaşılamayacağı, bu yaklaşımın bu tıbbi duruma çok dar geldiği, yeni ve daha geniş bir “beden-zihin bütünlüğü” paradigmasına ihtiyaç olduğu giderek daha çok dile gelir oldu.
Bedensel Belirtilerle İlişkili Psikiyatrik Bozukluklar Hangileridir?
Aslında bedensel durumlarla aşırı zihinsel uğraşma ile ilgili durumların sınıflandırılması, psikiyatrik nozolojide epey zorlayıcı bir uğraş olagelmiştir. Dünyada en yaygın kullanılan iki sınıflama sistemi olan DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü)’nün sınıflaması ICD-11 ve APA (Amerikan Psikiyatri Birliği)’nin sınıflama sistemi olan DSM-5’e göre bedensel belirtilerle ilişkili bozukluklar şunlardır:
ICD-11: Bedensel Endişe ve Bedensel Deneyim Bozuklukları
-
Bedensel Endişe Bozukluğu: Bedensel endişe bozukluğunda, kişide ciddi ruhsal zorlanma yaratan şekilde ve dikkatin abartılı tarzda bedensel belirtilere yöneltmesi başlıca bulgudur. Kişi bu nedenle tekrar tekrar ve ısrarcı biçimde sağlık başvuruları yapar ve sürekli bu arayıştadır. Bu belirtilere neden olan veya katkıda bulunan başka bir sağlık sorunu olsa bile, kişinin bu konuya odaklanma derecesi, bu sağlık sorununun doğası ve seyrinin gerektirdiğinin açıkça üzerindedir. Bedensel belirtiye orantısız ve aşırı odaklanma, uygun klinik değerlendirmeler ve tıbbi incelemelerle kişiye güvence verilse de hafiflemez. Bedensel belirtiler ısrarcıdır, en az birkaç aydır, neredeyse her gün sürmektedir. Bu bozuklukta, tipik olarak zaman içinde değişiklik gösterebilen çok sayıda bedensel belirti vardır. Kimi az sayıda durumlarda ise tek bir belirti de olabilir. Semptomlar bireyin işlevselliği üzerinde belli bir düzeyde etkiye sahiptir (örneğin, ilişkilerde gerginlik, daha az etkili akademik veya mesleki işlevsellik, belirli etkinliklerinden bu nedenle vazgeçme).
-
Beden Bütünlüğü Disforisi: Beden bütünlüğü disforisi, fiziksel bir sakatlığa sahip olma konusunda abartılı bir istek duymayla karakterizedir (örneğin, uzuvların majör amputasyonu, parapleji, körlük gibi). Bozukluk genellikle ergenlik döneminde başlar, belirgin rahatsızlığa neden olur ve kişi mevcut sağlıklı ve doğal beden görünümünün uygunsuz olduğu düşüncesi içindedir. Bu istekle aşırı şekilde zihinsel meşguliyet, üretkenlikte ve sosyal işlevsellikte etkilenmeye yol açar (örneğin, kişi bir sakatlığı olmadığının anlaşılacağı endişesiyle yakın ilişki kurmayı istemez) veya gerçekten bir sakatlığa sahip olmak için hayatını riske atacak girişimlerde bulunmayı içerir.
DSM-5 Sınıflandırması
-
Bedensel Belirti Bozukluğu: Kişide ciddi düzeyde ruhsal zorlanma yaratan ve günlük yaşamı önemli ölçüde kesintiye uğratan bir ya da birden çok bedensel belirti vardır (örneğin ağrı, kulak çınlaması, baş dönmesi vb.) ve bunlara eşlik eden bedensel belirti ve genel sağlıkla ilişkili düşüncelerle aşırı düzeyde zihinsel meşguliyet, bu düşüncelerle beraber yoğun kaygı ve gündelik yaşam akışını olumsuz etkileyen işlevsiz davranışlar mevcuttur. Bedensel belirti ile ilgili düşünceler, duygular ve davranışlar, kişinin belirtilerinin önemiyle orantısız ve süreklidir, geçici değildir. Herhangi bir bedensel bir belirti sürekli olarak bulunmayabilir, bedensel belirtiler değişkenlik gösterebilir ama bedensel belirti gösteriyor olma durumu süreklilik gösterir. Bu belirtilere ve yol açtığı işlevsiz düşünce, duygu ve davranışlara aşırı zaman ve zihinsel bir çaba harcanır ve bunun sonucunda kişinin gündelik yaşamı, üretkenliği, insan ilişkileri doğal akışında süremez olur.
-
Hastalık Kaygısı Bozukluğu: Kişinin kendisinde ciddi bir hastalığın olduğu ya da olacağı düşüncesiyle aşırı düzeyde meşgul olmasıdır. Çoğu zaman açıkça bir bedensel belirti yoktur ya da varsa bile şiddetli değildir. Kimi zaman mevcut başka bir hastalık durumu olabilir veya bir hastalık durumu çıkma olasılığını artırma ihtimali olabilecek durumlar olabilir (örn. ailesinde kişinin zihnini meşgul eden ciddi hastalık öyküsü). Ancak bu durumlarda kişinin ciddi hastalık düşüncesiyle meşguliyeti, bu durumların çok ötesinde aşırı düzeydedir ve riskle orantısızdır. Sağlıkla ilgili yüksek düzeyde bir kaygı vardır ve kişi tehlikeli bir durum olduğu konusunda korkuya kapılmaya yatkındır. Sıklıkla bu tabloya sağlıkla ilgili vücudunu sık sık taramak, aşırı şekilde sağlık araştırmaları yapmak ve doktora başvurmak gibi uygunsuz davranışlar eşlik eder. Kimi durumlarda ise kişi uygunsuz bir kaçınma içinde olabilir (doktora gitmekten kaçınma vb.).
-
Dönüştürme (Konversiyon) Bozukluğu: Bir ya da birden çok, nörolojik (sinir sistemine ait) istemli hareket (motor) ya da duyusal sistemi ilgilendiren fonksiyon bozukluğu mevcuttur. Bu belirtiler titreme (tremor), kasılma (distoni), kaslarda atmalar (miyoklonus), güç kaybı ve inme benzeri durumlar, yürüyüş bozukluğu, yutma/konuşma güçlüğü, epilepsi nöbeti benzeri nöbetler, uyuşma, görme, koku alma ya da duyma bozukluğu olabilir. Klinik bulgular, var olan belirti ile bilinen nöroloji ya da genel tıp durumları arasında bağdaşmazlık olduğuna ilişkin kanıtlar sağlar (örn. nörolojik muayene veya görüntüleme yöntemlerinin bedensel belirtiyle bağdaşmaması).
-
Psikiyatrik Olmayan Diğer Sağlık Durumlarını Etkileyen Ruhsal Etkenler: Kişinin halihazırda sağlıkla ilgili tanı konmuş bir bedensel belirti ya da sağlık sorunu vardır. Kişide bu sağlık sorununa karşı ortaya koyduğu ruhsal ve davranışsal etkenler mevcut sağlık sorununu olumsuz bir biçimde etkiler. Bu etkenler hastalığın iyileşmesini güçleştirir veya hastalığı tetikler. Kimi durumlarda hastalık olasılığını artırır (hipertansiyon tedavisine uymama), kimi durumlarda altta yatan tıbbi durumu kötüleştirir (astımı kötüleştiren kaygı), kimi durumlarda acil servise gitme sonucunu doğurur. Kimi aşırı durumlarda ise ölümcül sonuçlar doğurabilir (kalp krizi belirtilerine aldırmama veya kemoterapi reddi).
-
Yapay Bozukluk (Munchausen Sendromu): Kişinin yanıltıcı şekilde bedensel ya da ruhsal belirtiler ortaya çıkarma, kimi zaman bu amaçla yaralanmaya ya da hastalığa yol açma davranışlarından oluşan nadir görülen bir psikiyatrik bozukluktur. Kişi bedensel belirtileri (cilt döküntüsü, yaralar, ishal vb.) kendi oluşturur ve tıbbi yardım arayışında bulunur. Kendisini bazen de başkalarını hasta olarak gösterir, ancak bunu açık bir dış kazanç için (örneğin maddi çıkar, görevden kaçma) yapmaz.
Bütün somatik semptomlarla ilişkili bozukluk tanı kategorilerinde, bedensel belirti ve ilişkili ruhsal sorunlar klinik açıdan belirgin bir ruhsal zorlanmaya, iş, eğitim, üretkenlik ve kişilerarası ilişkilerde kayıplara yol açtığında, başka bir ruhsal bozukluk tanısıyla daha iyi açıklanamıyorsa ve en az altı ay süreyle mevcut olduğunda bu psikiyatrik tanılar konur.
Bedensel Belirtilerle İlişkili Psikiyatrik Bozukluklar Nasıl Tedavi Edilir?
Bedensel belirtilerle ilişkili psikiyatrik bozuklukların tedavisi için, ilaç tedavisi ve psikoterapinin beraber kullanıldığı kombine tedavi yöntemleri en etkili tedavilerdir.
Yaşanan ruhsal zorlanma sıklıkla kaygı, depresyon gibi semptomlarla birliktedir ve bu durumların varlığında kişinin durumunu gerçekçi değerlendirebilmesini daha da zorlaştırır, böylece klinik durumu daha da ağırlaştıran bir kısır döngü doğar. Kullanılan ilk seçenek ilaçlar çoğu zaman kaygı ve depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır; kaygı ve depresyonu gidererek psikoterapi çalışması için sağlıklı bir zemin sağlar.
Birlikte uygulanan psikoterapi ile de bedensel duruma verilen maladaptif (uyumsuz) ve işlevsel olmayan (bedensel duyumun veya şikayetin bir ruhsal soruna dönüşmesine neden olan) düşünce ve inançlara müdahale edilir. Bu düşünce ve inançların değişmesiyle, yol açtıkları kaygı ve kişiyi doğal yaşam akışından alıkoyan olumsuz davranışlar değişir. Bu sürecin sonunda kişi, zihninde ve yaşamında yeni bir modelle; verimli bir yeniden yapılanmaya gider. Bu psikiyatrik bozukluklar, uygun tedavi yöntemleriyle düzelebilir durumlardır.
(Konuyla ilgili Instagram paylaşımı: Somatik (Bedensel) Şikayetlerle İlişkili Psikiyatrik Bozukluklar (Psikosomatik Bozukluklar) Nedir?)
